Anasayfa
Ziyaretçi Defteri
 
 
 

 

 

 

Web Vitrin bilgisayar internet hizmetleri

 

İşte benim hayat hikayem.

BENİM HİKÂYEM

Vilayetim Tokat, Turhal’sa kazam
Ak kâğıt kararır derdimi yazsam
Bendeki talihe lanetler dizsem
Bunca yıldan sonra değişir mola

Doğum tarihim bile şaibeli. Kesin bir tarih verilemiyor. Ay olarak eskilerin “KİRAZ AYI” dedikleri ayda doğmuşum. Gün mü? Burada da anam devreye giriyor. Ay gökte hilal gibi iken doğmuşum.

Bir deyişe göre elli yedi de
Dünyaya gelmişim Ulutepe de
Sarmışlar höllüğe ağaç beşik de
Demişler bu çocuk gelişir mola.

Çelimsiz bir çocuk, cansız bir beden,
İsmim benden önce doğup ölenden
Kuşkuyla bakarmış rahmetli ebem
Dermiş mal gütmeye erişir mola.


O kadar ufak tefekmişim ki doğduğum yörede bulunan ziyaret
yerlerine ( tekkeler) kurbanlar adanmış.


Buğrabdala demiş “üstüne kurban”
Dağarcık belinde olursa çoban
Birazcık kuvvet ver yüce yaradan
Duayla bünyesi pekişir mola.

Yöremizde yorgan, döşek ve yastıkların üst üste yığılmasına “YÜK” denir. İşte o yükteki bir iki tane yorgan ve döşeğin üstüme devrilmesi ayağımın kırılmasına yetti. O yaşlarda varın ne kadar güçlü bünyeye sahip olduğumu siz hesaplayın. Köyde kırıktan çıkıktan anlayan amcama götürdüler, o da sardı sarmaladı “alçı” yerine ağaç kabukları ile ayağımın sabit durması için kalıp yaptı.

Üstüme devrildi yükteki yatak
Dört yaşımda idim kırıldı ayak
Ağaç kabukları sargıya dayak
Kırık doğru yerden kaynaşır mola

Babam İstanbul’da çalışıyordu. Annemin rahatsızlığı artınca tedavi amacıyla onu da babamın yanına gönderdi dedem. Ablam ve ben dedem, ebem ve amcamların yanında kaldık. Çok üzülmüştüm annemim gittiğine, onu yolcu ettikleri gün gözyaşlarımı ve feryatlarımı hiç unutamadım.

Babam İstanbul da anamsa hasta
İyolmaya gitti şehre anamda
Beş yaşımda, kaldık ablamla yasta
Ağladığmı anam işitir mola

Ana özlemiyle geçti yıllarım
Baktığım her şeyde onu aradım
Gelin bacım oldu kolum kanadım
Kanatlarım bir gün kesilir mola

Dedem ,“sevgili dedem” gerçekten arkadaşım.. Bana kol kanat geren, çocukluk kaprislerimi hoş görüyle karşılayan dedem..

On yaşına kadar köyde okudum.
Kâh harmanda durdum, kâh çoban oldum
Dedemi her zaman yanımda buldum
Söylesem hasreti bölüşür mola

O zor yıllarımda bana destek verenlerden birisi de amcamdı.
Çeşitli oyuncaklar (Şimdiki çocukların sahip olduğu uzaktan kumandalı oyuncakları Rüyamızda bile görmezdik) yapardı.


Amcamdı elimden tutan o yıllar,
Pancardan, kabaktan oyuncak yapar
Bazı günler gelir kafamdan tutar
Boyunu uzatsam gelişir mola

Ortaokula yazıldığım yıllarda arkadaşlar bana hangi takımı tuttuğumu sorarlardı. Ben ne anlarım takımdan köyden yeni gelmişim adeta “sudan çıkmış balık gibiyim” hiçbir şey bilmeyen “korkak – ürkek” bir yapım var.. Takım ne acaba diye kendi kendime sorardım. Sonradan öğrendik ama o zamanki ürkeklik bana hep acı vermiştir. Alay konusu olmamak için ayrı bir çaba sarf etmek ve daha çok açık vermek…

İstanbul da ortokula yazıldım
Köy gibi değildi çok zor alıştım
Konuşmaya bile ürker, korkardım
Derdim arkadaşlar gülüşür mola

Haftada yedi gün varsa bu yedi günün beş günü anam hasta.
Mutlaka ağrıyacak bir yeri olur, bizim de moralimiz sıfıra inerdi.

Okuldayken anam hastoğlu hasta
Babam titretirdi bizi bakışla
İzinsiz bir adım atmak mı? Hâşâ!
Yumruk bir batmana denkleşir mola

Çocukluğum geçti yaşayamadım
Aynı kalıplarda lise yıllarım
Bir çizgi çizilmiş, nasıl çıkarım
Yarınım huzurla kesişir mola

Orta ve lisede olduğum yıllar
Evde babam ile örerdik duvar
Yanında çalışsa, Hızır’ı kovar
Babamın sözleri çekilir mola

Liseye yazılana kadar bir kız görsem “pancar gibi kızarırdım”. Öyle çok utanır sıkılırdım ki yanlarında yemek bile yiyemezdim.
Liseye başlayınca kızlı – erkekli bir gurubumuz oluştu. Ve ben kızlardan çekinmeyi bu gurup sayesinde aştım. Gurup fertleri ile
şu anda bile irtibat halindeyiz. Kopmadık, kopamadık. Çünkü iyi bir dostluğumuz vardı. Ayten, (Kan kardeşim oldu)Leyla,Kamuran, Rıdvan, Rengül, Nevin, unutamadığım dostlarım..


Lisede atıldı dostluk temeli
Hep yanımda oldu kolladı beni
Bu dünyada bana göre hak etti
Ahrette meleklik verilir mola

Liseyi bitirir bitirmez kan kardeşim Ayten sayesinde bir muhasebe bürosunda işe başladım.

Yetmiş üç yılında işe başladım,
Muhasebe ile o yıl tanıştım,
Mesleği öğrenmek asıl amacım,
O günler önüme serilir mola.

Asker oldum yetmiş yedi yılında
Evimize yakın Halıcoğlunda
Tarifsiz bir hüzün beni sarmakta
İçimdeki darlık görülür mola

Sabah erkenden babam evimize on dakikalık bir mesafede olan
Halıcı oğlundaki birliğime teslim etmeye götürdü. Bu aceleciliği bir türlü çözememiştim. Sonradan öğrendim ki ben teslim olmaya evden çıkınca rahmetle andığım Ali abimiz (Ali Çapraz) de annemi tedavi için hastaneye götürmüş,yatması için randevu alınmış ve uzunca bir süre hastanede kalmış.

Anam hastaneye, bense askere
Aynı gün çıkmışız evden peş peşe
O gidişle yatmış uzunca süre
Derdinin devası verilir mola

On altı Aralık yetmiş sekiz de
Evliliğe adım attık Sevim’le
Işık verdik dört yıldıza sevgiyle
Yaşamım düzene kavuştu mola

Tam işler yoluna girdi. Yaşantım düzene girdi diyeceğim anda
Kulağımda uğultu başladı.


Kulakta problem, kulakta sorun
Doktorlara koştum bir çare bulun
Çıldırttı uğultu artık susturun
Bana bu dünyada rahat yok mola

Gitmediğim doktor, hekim kalmadı
Tahliller filimler sonuç vermedi
İlaçlar kullandım hiç değişmedi
Çaresizlik bir tek bana has mola

Muhasebe bilgim olmadan bu dalda işe başlamama rağmen boş durmadım, kendimi yetiştirmeye, bu dalda meslek sahibi olmaya çaba sarf ettim. Başardım da. Muhasebe mesleği hakkında çıkan kanun uyarınca Serbest Muhasebeci ruhsatı aldım ve odaya kaydoldum.

Seksen bir yılında tekrar çağrıldım,
Aşkale’de seferberlik yaşadım.
On üç gün yeniden askerlik yaptım.
Talih kuşum yoksa bir baykuş mola.

Her hafta sonunda mutlaka düğün salonunda sunuculuk yapar
ya da bizim yöre insanın tabiri ile “bağırırdım”. Takı merasimini sunmak benim için hevesten çok insanlara yardım etmek açısından önemliydi.


Düğün salonları ikinci adres,
Her Hafta sahnede yaşadım stres,
Tatlı bir yorgunluk, tatlı bir nefes
İnsanlara yardım etmek boş mola.

Eylül ayında yapılan bir nişan merasiminde duyurdum insanlarımıza.. Yıllardır konuşulan konu olduğu için gündeme getirmiştim. Kasım ayında yapılacak nüfus sayımı ile ilgili çalışma başlatılmasını önermiştim. İnanmayanlar olmasına rağmen başardık. Çünkü biz, yönetici kadro İNANMIŞTIK. Sonra etrafımıza yaydık bu inancımızı ve başardık..

Doksan altı yılı eylül ayında
Acaba diyerek çıktım ortaya
İnandık yürüdük doğru doğruya
Köyüme beldelik yaraşır mola

Yılmadık, çalıştık, yorulduk ama
Belde oldu köyüm, yıllardan sonra
Seçilmek uğruna adaylar var ya
Bu güzel birliği çatlatır mola.

Korkulanlar oldu, çatladı birlik
Ne arkadaş kaldı, ne de yarenlik
Bir hiçmiş bizdeki ilericilik
Bu düzen demokrat yaratır mola

Kızlarım okulda, çaba içinde,
İki akademi, iki de lise,
Biz onlarla varız, onlar sa bizle
Kader bizi bizden koparır mola.

İki bin iki de yüreğim yandı
Toprak bir parçamı koparıp aldı
Gülümüz goncayken dalında soldu
Bu acıya beden dayanır mola

Her anımda onun hayali gizli
Gözyaşlarım aratmıyor denizi
Kapıdan kovsak da bacadan bizi
Kader izimizi aranır mola

İşte böyle dostlar benim hikâyem
Çile ile acı oldular kirvem
Gücüm yetmiyor ki çekip çevirem
Cemal’im sevince boyanır mola

Copyright © Cemal Çelik