|
Bir Sevdadır Ulutepe Ulutepe'nin Tarihi
|
Sülaleler
|
Evlenmelerimiz |
Yemeklerimiz
Ocak Aileler
|
Seyirlik Oyunlar
|
Yöremize Özgü
Kelimeler Atasözleri
ve Deyimler
|
Dualar
ve Beddualar
GELENEKLERİMİZ, GÖRENEKLERİMİZ’den EVLENME
AĞIZ ARAMA: Evlenecek çağa gelmiş
gencin ailesi tarafından; gelin adayı olarak seçilen
kızın evine gönderilen aracının, bu evlilik
hakkındaki kızın ailesinin düşüncesini öğrenme
girişimidir.
DÜNÜRLÜK: Ağız aramaya giden
kişinin getirdiği olumlu haber üzerine ikinci aşama
olan dünürlük safhası başlar. İki aile de
kendilerine yakın buldukları eş dost ve akrabalarını
davet ederek kız evinde toplanırlar. Yöremizde
yaygın olan uygulamaya göre dünürlük için gelinen
birinci gün söz kesilmez. İkinci gece Aynı kişiler
kız evinde bir kez daha toplanır ve asıl konuya
girilerek detaylar konuşulur, ama söz bu gece de
kesilmez. Yani yöre tabiriyle “ kahve içilmez”.
Üçüncü gece alınacak eşya ve takılar karara
bağlanır, Allahın emri okunur, Kahveler içilir,
damat tarafının hazırladığı yemekler yenir ve
dünürlük biter.
NİŞAN : Kız ve erkek
Ailelerinin belirlediği tarihte,davul zurna ya da
saz eşliğinde yapılan merasimdir. Bir gün süren bu
merasimde, akşam saatlerinde damat adayının ailesi
tarafından gelin adayına alınan elbise ve hediyeler,
damat tarafında pişirilen yemeklerle birlikte kız
evine davul zurna ve ya saz eşliğinde götürülmesi
ile biter. Yöre tabiriyle yemeklerin ve hediyelerin
götürülme işine
“
Kazanlar gidiyor “ denir.
DÜĞÜN : Düğün
merasimlerinin yöremizde apayrı bir yeri vardır.
Yardımlaşmanın üst düzeye çıktığı günlerdir düğün
günleri.
DANIŞIK EKMEĞİ : Düğün başlamadan
bir gün önce damadın ailesi tarafından Köyün ileri
gelenlerine verilen yemektir. Yemekte düğün ile
ilgili hazırlıklar konuşulur, çevre köylerden
gelecek misafirlerin ağırlanması, bu misafirleri
hangi ailelerin konuk edeceği kararlaştırılır.
DÜĞÜNDE BİRİNCİ GÜN: Damadın evine
bayrak asılarak düğüne başlanır. Davul zurna ya da
saz eşliğinde ev ev dolaşılarak komşular düğün
kahvesi içmeye davet edilir. Davete katılan aileler
evlerinden düğün evine giderken “bulgur, nohut,
fasulye,un” gibi tabaklar dolusu hediyelerle gider.
Hanımların bu hediyelerine karşılık düğün evinde
onlara arasına pekmez konmuş yufka ikram edilir.
Kahve içmeye davet edilen erkekler ise çalgıcılara (
davul zurna ve ya saz ) bahşiş verip, düğün evinde
kahvelerini içer kahveciye de bahşiş bıraktıktan
sonra “Hayırlı olsun” dilekleri ile evden
ayrılırlar.
DÜĞÜNDE İKİNCİ GÜN: Bu gün damat
yıkanma günüdür. Bir gün önceden tespit edilen
gençler düğün evine, pişirilecek yemeklerde
kullanılmak üzere dağa Odun kesmeye giderler. Bir
başka grup ise bir sonraki gün pişirilecek olan
düğün yemeğinin hazırlıklarına başlarlar Damat
yıkanmaya gitmeden önce traş olur. Kız tarafının
damat için hazırladığı bohça çalgıcılar eşliğinde
alınarak damat tarafına getirilir. Belirlenen (
evinin dışında bir yer ) yerde yıkanan damat bir
meydana oturtularak küçük bir töreleme ( takı )
merasimi yapılır. Düğüne davet edilen çevre
köylerden misafirler gelmeye başlar. Misafirler Köy
girişinde çalgıcılar eşliğinde karşılanarak düğün
evine getirilirler.
DÜĞÜNDE ÜÇÜNCÜ GÜN: Bu gün
gelinin yıkanma günüdür. Yine kendi evinin dışında
tespit edilen, ama damadın yıkandığı bölgenin tersi
bir yerde yıkanmak için konvoy eşliğinde götürülen
gelin damat tarafının gönderdiği elbiseleri giyer.
Hem gelinin hem de damadın yıkandıktan sonra
giyecekleri elbiseleri taşıyan kişi bu bohçaları
başkasına kaptırmamalıdır. Çünkü kaptırır ise almak
için bahşiş vermek zorunda kalacaktır. Yıkanmak
üzere evden çıkan gelinin atına gelinden önce binen
kardeşine düğün kâhyası bahşiş vermek zorundadır.
Aynı gün “ kız güreşi “ denen güreş
müsabakaları yapılır. Akşam düğün sahibi çevre
köylerden gelen misafirleri konakladıkları evlerde
ziyaret eder. Bu ziyaretlerde misafirlere yiyecek ve
içecek şeyler bırakılır.
YOZUCU: Geline kına yakılacağı
akşam, damat evinden gelin evine, içinde çeşitli
hediyeler ( genelde yiyecek, içecek ) bulunan bir
paket ile yakalanmadan girmeye çalışan kişiye denir.
Yakalanmadan kız evine girerse yozucu için övünç
kaynağı olur. Yakalanırsa kız tarafının vereceği
cezaya katlanmak zorundadır.
Bu
cezalar; merdivene sarma, en ağır işleri yaptırma
gibi çeşitlilik arz eder.
KINA GECESİ: Damadın evinden bir
tepsiye konulan kına, bol miktarda kuru yemiş ve
damat tarafının geline aldığı takılarla beraber
davul zurna eşliğinde konvoy halinde gelinin evine
gidilir, kına yakılana kadar halaylar çekilir,
gelinin kınasının yakılması ile kına gecesi son
bulur.
YİĞİT YOLU: Kına yakıldığı akşam
damat tarafının gelinin oturduğu yöredeki gençlere
verdiği bahşiştir. Bu bahşiş; ertesi gün gelin damat
evine götürülürken gençlerin engel çıkarmasını
engellemek için verilir.
DÜĞÜNDE DÖRDÜNCÜ GÜN: Bu gün gelin
çıkarma ( gelinin damat evine getirilmesi ) günüdür.
Bayraktar bayrağıyla en önde, peşinde davul zurna ya
da saz, peşlerinde kalabalık bir konvoy, en güzel
kıyafetleri ile yenge binenler ( ata binen kadın ve
ya kızlar) eşliğinde gelinin evine gelinir. Duvağı
bağlanan, elbisesini giyen gelinin beline kuşağı
kardeşi bağlar. Bu sırada gelinin annesi ve
yakınları kızlarından ayrılacak olmanın verdiği
üzüntü ile türküler, maniler eşliğinde ağlarlar. Bu
üzüntünün ne denli büyük olduğunu yöremizde söylenen
şu veciz söz çok güzel açıklamaktadır. “ aslında
dayanılacak iş değil ama, ben de annesini elden
aldım.” Aynı zamanda gelinin babasının iç
dünyasında kopan fırtınaları anlatan en güzel
sözdür.
Gelin evden çıkacak iken dayısı tarafından kapı
kilitlenir.
Düğün kâhyası “dayı yolu” denen bahşişi gelinin
dayısına verir ve kapı açılır.
Gelinin bineceği at veya vasıtaya kardeşi ondan önce
binerek o da bahşişini alır.
Gelinin peşinde çeyizini taşıyan atlar ya da araçlar
da konvoya katılarak gelin evinden yola çıkılır.
Düğün sahibi tarafından yenge binen kadınların
süslenmiş atlarına gücü oranında hediyeler takılır,
konvoyun önünde at koşturur, düğüne renk katarlar.
Gelinin geçtiği yol üzerinde bekleyen çoban
tarafından yola bir koç çıkarılır. Gelin bu koçu
kendi gücü ile atın öbür tarafına atar ise koç
gelinin olur. Atamaz ise çobana bahşiş verilerek
razı edilir.
Damadın kapısına gelen geline önceden
hazırlanmış leblebi, elma gibi çeşitli yemişler
atılır. Gelin eve girmeden küp kırılır. Kaynana ve
Kayınpeder tarafından yine güçleri oranında geline
çeşitli hediyeler verilir. Geline önceden hazırlanan
şerbet içirilir. (Her şeyin tatlı olmasını sembolize
eder.) Attan ve ya araçtan inen gelin evin eşiğini
öperek içeri girer.
DUVAK EKMEĞİ(YEMEĞİ): Damat evine
gelen gelinin duvağını açmak için gelinin
akrabalarının da katıldığı, damat evinde yenen
yemektir. Yemekten sonra törenle duvak açılır.
AT YATIŞLARI : Gelinin damadın
evine gelmesinden sonra düğün alayı at yarışlarının
yapılacağı yere yönelir. Davul zurnanın coşkulu
müziği eşliğinde yapılan yarışlarda dereceye giren
atlara ödül verilir.
TAVUK YARIŞI: At yarışının hemen
ardından aynı alanda, gençler arasında yapılan koşu
( atletizim ) yarışıdır. Ödül olarak birinci gelene
tavuk verildiği için “tavuk yarışı” denir.
BÜYÜK GÜREŞ: Gelinin damat evine
inmesi (gelmesi)ile çevre köylerden gelen
pehlivanların katıldığı güreşler yapılır. Dereceye
girenlere ödül verilir.
DÜĞÜN YEMEĞİ: Çevre köylerden
gelen misafirlerin de katılımı ile düğün evinde
geniş çaplı bir yemek verilir. Düğündeki esas
töreleme ( takı merasimi ) bu yemekte yapılır.
ÇEYİZ ASMA: Gelinin baba evinden
koca evine götüreceği eşyaları sergilemesi işidir.
Akraba ve komşular hediye ile çeyizi görmeye
gelirler.
ÇEYİZ YAZMA: Geline ait sergilenen
eşyaların yakın akraba, eş-dost eşliğinde listeye
yazılması törenidir. Yazma işleminin bitiminde kız
tarafında hazırlanan yemekler yenir. |