Anasayfa
Ziyaretçi Defteri
 
 
 

 

 

 

 
Özel Arama

 

 

 

 

OKUMAK
Kız evlat dünyaya getiren annelerin kahrolduğu, yeni doğan kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü dönemler geride kaldı artık. Kalmalıydı da. Ancak eski Türk toplumunda bu tür davranışlar gözükmese de, zaman, mekan ve çevre faktörü ile kız evlat da geri plana itilmiş, has evlat konumuna erkek evlatlar yerleşmiştir.

Nice aydın geçinen insanların kadın – erkek ilişkilerinde, kadının toplum içindeki yerinin belirlenmesinde çok farklı düşündüklerini, farklı davrandıklarını gözlemledim. Bu davranışın temelinde yatan gerçek ise Türk toplumunun kadına, kız çocuğuna verdiği değer ile oğluna verdiği değer ayrımcılığı yatmaktadır. İşin en garip yanı bu ayrımcılığın içinde kadınlarımız da bulunmakta, onlar da bu duruma çanak tutmaktadırlar. İşte bu noktadan kurtulabilmemiz için de kızlarımızın okuması, bilinçlenmesi, kendilerini topluma kabul ettirmeleri önemlidir.

Sofrada yemek esnasında erkek evlat ablasından su isteme cesaretini kendinde görüyor, abladan ricasız su istiyorsa ve bu hareketi anne de destekliyorsa işte orada bir dengesizlik var demektir. Bilinçli bir annenin yetiştirdiği çocuğun abladan su isteme hakkını kendisinde görme oranı çok düşüktür.

Çocukları geleceğe hazırlarken kız – erkek ayırımı yapılmadan, onlara birer evlat gözüyle bakarak okumaları, eğitimini tamamlamaları sağlanmalıdır. Hele de kızlarımızım okuması bana göre birinci derecede toplumun geleceğini etkilemektedir. Her kız bir anne adayıdır. her kız gelecekte topluma yön verecek insanların yetiştirilmesinde rol oynamaktadır. Bilinçli
Kültürlü, halk tabiriyle “ okumuş, kalem yalamış “ bir annenin yetiştirdiği çocukların, davranış biçiminden bilgi ve beceriye kadar bütün davranışları çok farklı olacaktır kırsal alanlarda güç iktidar demektir. Erkeğin gücü karşısında bedensel gücünün zayıf kalması sonucunda erkek egemenliğini kabul eden kadın kent yaşamında eğitim alarak fikirsel alanda bu açığını kapatma imkânı da bulacaktır. Kendisini yetiştiren, bilgi seviyesini yukarılara taşıyabilen çocuklarda zaten bu kız – erkek ayırımcılığı kendiliğinden ortadan kalkmakta, eşit seviyede kabul görmektedir.

Toplumumuzun düştüğü hatalardan birisi de çocuğun okumasını, gelişmesini okul ile aynı kefeye koymalarıdır. Çocuk üniversiteyi bitirir, ders kitaplarının dışında bir kitabın kapağını kaldırmamıştır. Sadece mesleki açıdan bilgilendirilmiş bir insan durmaktadır karşımızda. Yani “yarım insan”. Çocuklarımızın okumalarını, okuma alışkanlığı edinmelerini sağlamak okul kadar anne ve babanın da görevidir. Çocuklarına okuma alışkanlığı vermelidir aileler. Kitap insanın en yakın dostu, onu okumak ise dost ile bütünleşmektir.

Cemal Çelik
0 Comments
Posted on 24 May 2009 by cemalcelik
Name:
E-mail: (optional)
Smile: smile wink wassat tongue laughing sad angry crying 

| Forget Me
Content Management Powered by CuteNews

Copyright © Cemal Çelik